13 Şubat 2011 Pazar

Okumama Alışkanlığı

Bu yazımda okuma(ma) alışkanlığı üzerinde durup çocuklarımıza kitap seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini açıklamaya çalışacağım. Şimdi mevcut durumumuzu gözler önüne sereceğim:” Türkiye’de kitap okuma oranı yalnızca yüzde 4,5’tir. Japonya’da bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye’de bu sayı yalnızca 23 milyon 386’dır. Yani, Türkiye’de bir yılda basılan kitap, Japonya’da neredeyse bir günde basılıyor. Araştırmalara göre, kişi başına bir yılda basılan kitap sayısı Japonya’da 25, Fransa’da ise 7, oysa Türkiye’de 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor. Araştırmalarda, gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı, ortalama 100 ABD doları, Türkiye’de ise bu rakam 10 ABD dolarının altındadır. Nüfusun yüzde 40’ı hayatı boyunca hiç kütüphaneye gitmiyor. Gençlerin yüzde 70’i hiç okumuyor. Yetişkin nüfusun yüzde 95’i yalnızca televizyon seyrediyor, yüzde 5’i televizyon seyretmenin yanı sıra kitap okuyor. Öğretmenlerin yüzde 63’ü bazen kitap okuyor. Üniversite öğretim üyelerinin yüzde 56,2’si ayda 1–2 kitap okuyor. Türkiye’de düzenli kitap okuma alışkanlığı oranı binde 1. Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi (PIRLS) çerçevesinde 35 ülke arasında Türkiye 28.sırada yer alıyor. İhtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235’inci sırada yer bulmuş.”


Yukarıda kısaca ülkemizin okuma durumunu özetlemeye çalıştım. Bu veriler gerçek anlamda korkunç veriler. Bunun üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir kanısındayım. Yozgat’ta da durumun pek farklı olmadığı açıktır. Bu sorunun sebeplerini belirlemek ve soruna çözüm yolları bulmak bu yazımızın konusu değil. Zira bu bir yazının konusu olamayacak kadar büyük bir sorun. Benim üzerinde durmak istediğim konu, bu durumdan aslında hepimizin sorumlu olduğudur. Eğitimin bütün paydaşları üzerlerine düşen görevleri yapsaydı sanırım bundan daha iyi bir tablo ile karşılaşabilirdik. “Güneşi görmek istiyorsan gölgeden çık.” der Konfüçyüs. Bizim de bu durumda sorumluluklarımız olduğu kesindir ve gölgeden çıkmak için pek bir şey yapmadığımız ortadadır. Bütün bahaneleri bir tarafa bırakıp bizim de bir şeyler yapmamız gerekir. Okumanın anlam ve önemi üzerinde durmayı gereksiz buluyorum. Bireyden topluma kadar gelişmişliğin ve uygarlığın en önemli kriteridir. Bu bağlamda bizim ve çocuklarımızın okuması gerektiği tartışılmaz bir gerçektir.



Peki, neden okumuyoruz? Bizler bu sorunu çözmek için neler yapabiliriz? Araştırmalar göstermiştir ki okuma alışkanlığının kazanılmasında etkili olan üç kurum okul, aile ve çevredir. Bu kurumlar üzerlerine düşen görevi yapmadığı için okuyamayan bir toplum oluyoruz. Bu sorun çözülemez mi? Elbette, çözülebilir. Öncelikle bakış açımızı değiştirmemiz gerekir. Bunun bir ihtiyaç olduğunu kabul edip bu ihtiyacın giderilmesini sağlamalıyız. Diğer ihtiyaçlarımızı ertelemediğimize göre okuma ihtiyacımızı da ertelememeliyiz. Okumaya önem vermeliyiz. Hem kendimiz okumalı hem de çocuklarımızı okutmalıyız. Çevresi okumayan bir çocuktan okumasını beklemek saflık olur. Biz okursak onlar da okur. Bu nedenler öğretmen ve veliler olarak hem okumalı hem de çocuklarımızın okuması için gerekli fırsat ve imkânları yaratmalıyız. Büyükleri okuyan, evlerinde ve okullarında yeteri kadar kitap olan çocukların okumaması için hiçbir neden yoktur. Fakat velilerimizin gerek okuma alışkanlığı kazandırmada gerekse kitap seçiminde önemli görev ve sorumlulukları vardır. Unutmayalım ki çocuklarımızın yapabildikleri kadar yapamadıklarından da sorumluyuz.

Okuma alışkanlığı kazanamamadaki en büyük sorun büyüklerin kitap okumaması yani çocuklara model olmamasıdır. Diğer önemli bir neden evde öğrencinin seviyesine uygun yeteri kadar kitap bulunmaması veya hiç olmamasıdır. Bu nedenle büyükleri kitap okuyarak çocuklara model olurken evlerde çocukların ihtiyaç duyduğu kitaplar da bulundurulmalıdır. Diğer bir nokta şudur: Çocuklar kitapla, okumayı öğrenmeden çok önce tanışırlar ya da tanışmalıdırlar. Bebeklik döneminden itibaren kitap çocuğun hayatının bir parçası olmalıdır. Kitap okuma alışkanlığı, okumayı öğrendikten sonra kazanılan bir alışkanlık değildir. Tam tersi hayatın ilk günlerinden itibaren farklı içeriklere sahip olan kitaplar çocuğun gelişimi desteklemelidir. Bu nedenle ebeveynler çocuklarını kitapla mümkün olduğunca erken tanıştırmalıdır. Evde televizyon, bilgisayar ile vakit geçirmeyi çocuğun yatma saatinden sonra tercih etmek, çocukla birlikteyken ortaklaşa kitap okuma zamanları yaratmak da kitap okuma hevesi oluşturmada etkili olacaktır. Çocuklara kitap okurken mimiklerinizi, ses tonunuzu tıpkı bir tiyatrocu gibi kullanmaya gayret ederseniz, onu, kitabın davet ettiği hayal dünyasına kolayca sokabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuz da bir an önce kendi kendine okuma isteği uyandırırsınız

Bu basit önlemleri alırken kitap seçiminde de bazı noktalara dikkat etmemiz gerekir. Çünkü yanlış kitap seçimi okuma alışkanlığı kazanılamamasına ve çocuğun gelişiminin olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Kitap seçiminde biçim ve içerik olarak iki ölçütümüz olmalıdır Kitabın konusunun, anlatımın çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına uygun olması gerekir. Yani kitabın basım kalitesi, boyutları ve resimleri çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Yine içeriği de çocuğun zihni gelişimine uygun olmalıdır. Kitap seçmek için kitap almaya çocukla birlikte gitmeye, kitap seçiminde çocuğunda isteklerini göz önünde tutmaya dikkat etmeliyiz. İyi resimlenmiş ama kötü yazılmış kitaplar bizi tuzağa düşürebilir. Çocuğunuza alacağınız kitapları mutlaka okuyun. Sadece kapak ve resimler yanıltıcı olabilir. Okumayı yeni öğrenen çocuklara küçük yazılı ve okuyabileceğinden uzun kitaplar almak yerine büyük ve okunaklı yazılmış, kolayca bitirebileceği kitaplar seçmek gerekir. Dünya ölçütlerinde ödül almış çocuk kitapları özellikle tercih edilmelidir Kitabın anlatımı sade ve yazımı imla ve dil bilgisi kurallarına uygun olmalıdır. Çocukta özgür düşüncenin gelişmesine katkıda bulunan kitaplar seçilmelidir. Yukarıda değinilen önerileri dikkate alıp uyguladığımız zaman kitap okuma alışkanlığını çocuklarlımıza kazandırmada fazla bir sorunla karşılaşmayacağımız kanaatindeyim. Umarım okuma oranında dünyada örnek gösterilecek bir ülke oluruz.

Hiç yorum yok: